marmaris yeni sayfa
11-10-2019
Gülay KARAOĞLU

Gülay KARAOĞLU

Lemurya Kampı (AYNADAKİ HAYALİYLE bir söyleşi-3)

Zayıflığım kendimi algıladığım ilk günden itibaren her şeyi tozpembe görmemden. Buna

inanmayacaksınız belki....Kırklı yaşlarda nasıl bu kötülükleri bilemezsin, ya da tedbirini

alamazsın diye düşünebilirsiniz. Bu olayları tahmin etmezsiniz diyebilirsiniz. Bizler saf sevgi

bilinciyle yetiştirildik. Annem ve babam her şeyin dürüst söylendiğinde bizleri iyiye götüreceğini

anlatmışlardı. Bizim yaşadığımız ortamlarla ticari faaliyetlerin bulunduğu ortamlar çok farklı. Ben

insanlara şans verirsem, hep yanlış yapmazlar diye düşünerek davrandım. Gerçek çıkarların

olduğu yerlerde insanlar olmuyormuş. Zayıflığım herkese bir şans verip onlara doğru yolu

göstermek içindi. Kaybedecekleri benim iyi niyetimdi. Kaybedecekleri bir dosttu, bir arkadaştı.

Bir ortak paylaşımdı, bilgiydi. Sevgiydi. Oysaki onlar bir bardak çayda bile kendilerine bir çıkar

görmek istediler.

AYNADAKİ HAYAL DEVAM ETTİ. ; Oradaki mücadelenizde neden siz tek başınıza, kadın

başınıza kaldınız, neden eşiniz yoktu?

Bunu birçok kadın arkadaşım da sordu. Özgür olduklarını, özgür düşündüklerini söyleyen kadın

arkadaşlarım. ‘’Neden karanlık bir ormanda tek başına, kadın başına kaldın? Ticari çıkarın

vardı. Ticari çıkarın olmasa durmazdın.....Eşinin olması gereken yerde neden sen onun

sorumluluklarını aldın?’’ dediler.

Olay bu kadar basit değildi. Sonraları öğrendiğim, işgal edilmiş bir bölge vardı. Bu kişiler hep

birlikte Devletin ormanlarını kesmişler, evlerini kaçak yapmışlar ve tanıdıklarıyla beraber buraları

işgal etmişlerdi. Bizler Başkentte ve ya bulunduğumuz yerlerde kamu yararına çalışıp,

vergilerimizle ormanlarımızı, doğayı korurken, birileri, çıkarları için ormanları belli bedellerle

çölleştiriyor, satıyor ve denize yakın yerlerde insan kaçakçılığı yapıyorlardı. Tabi bunları

zamanla öğrendim. Çıkar mantığının akıllılık mantığı olarak algılandığı yerlerde gruplaşmalarla

işler yürütülüyordu. Karanlık güçler adını verdiğim gruplar, Devletin her kademesinde yerlerini

almışlardı. Evime gitmeyi çok düşündüm, lakin yarım kalmak istemedim. Gurur ve yarım

bırakmak, işinin sonuna kadar gitmemek. Çalıştığım ortamlarda asla hiç bir işimi yarım

bırakmadım. O ortama giren herkesi bezdirip geri gönderiyorlardı. Buraların efendisi biziz

diyorlardı....... Orayı bırakıp, arkamda sorunlarla çıkmak istemedim. 

Bu makale 957 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI