marmaris yeni sayfa
14-12-2018
Ali GÜNDOĞAN

Ali GÜNDOĞAN

MÜCADELEM-3

Telefonla arayan, sosyal medyada mesaj atan ve yolda görerek yazılarının devamını bekliyoruz diyen çok dostumuz oldu. Birçok kişi, kafalarında takılan soruları sordu ve cevapladım. En çok sorulan soruların başında “ Darbe kalkışması kurgu mu değil mi? “oldu. Ne olursa olsun ülkemizin ve şahsımın büyük bir terör örgütünden kısmen kurtulduğu cevabı oldu.

Dostlarım silahlara olan merakımı çok iyi bilirler. Dönemin Polis Merkezi Amiri A.K.’nın “Atış eğitmeni” olduğunu ve çeşitli ulusal-uluslar arası atış yarışmalarına katıldığını biliyordum. Bir büyüğüm emniyet amirinin “Polis okulları atış imamı” olduğunu iddia etti. Polis Merkezi’ne gittim ve en çok hayran olduğum “Glock” marka tabancalarını görmek istedim. Halk tabirinde “dibim düştü” desem yeridir. Harika silahlar olduğunu, kendisiyle atış yarışması yapmak istediğimi söyledim. Günler haftaları ve haftalar ayları kovalarken köşe yazım ve çeşitli yorumlarım devam ediyordu. Bir gün Polis Merkezi’ne alınmamam konusunda talimat verildiğini öğrendim. Araştırdım Polis Merkezi Amiri’nin başının altından çıktığını öğrenerek makamına çıktım. İçeri girdiğimde “seni nasıl aldılar” dedi. Sen yokken ben vardım, sen varken de gittiğinde de ben olacağım. Türk Polis Teşkilatı kutsal ve özeldir. Kimse içimdeki sevgiyi sökemez dedim. Ayağa kalkıp sinirli tonla birkaç konuşma geçti. Ona söyledim cümle şu idi. Ben seni çok iyi anlıyorum. Polis okullarının atış imamı olmak kolay değil. Sonrasında Polis Merkezi’ni terk ettim. Yalan yok çok başarılı, donanımlı bir emniyet amiri idi. Kendisi de 15 Temmuz hain darbe kalkışması ardından firar etti ve bir süre sonra Ankara’da yurt dışına kaçma hazırlığında iken yakalanarak çıkarıldığı mahkeme tarafından “FETÖ/PDY üyesi” olmaktan tutuklandı. Çok tehlikeli uluslar arası terör örgütünü benden başka gören yok mu diye isyan ettiğim anlar olmuştur. Hem devlet hem siyasi eller ile değerli bir hoca olarak bahsedilen FETÖ Terör Örgütü’ne yazılarım, ortamlarda konuşmalarım artıkça tepkilerin boyutu da bir o kadar artıyordu. Tabii bana karşı kitleler çoğalıyor, medya mensuplarında da sesler çıkıyordu. O dönemlerde bu hain örgütün toplantılarına katılan medya mensubu, siyasetçiler, işadamları ve turizmciler çoktu. Kimisi güç elde etmek kimisi itibar kimileri de para nedeniyle örgütle sıkı fıkı olmuştu. Bir gün yerel Gündem Gazetesi’nin belediye arkasındaki ofisinde Zaman Gazetesi’ni alıp yere atarak üzerine basıp fotoğraf çekiyordum. Gazetenin dağıtıcısı durumu gördü ve tepki gösterdi. Tüm kamu kurum kuruluşlarında terör örgütünün yayınları dağıtılıyor ve bazıları bunları koltuk altlarında dolaştırıp yerim burası diyordu. Şu anda burada görevli olanların o günkü halleri gözümün önüne geldikçe karşılarında gülüyorum. Yüzüme gülüp kardeşim Ali diyerek gizlice nasıl hain planlar yaptıkları sonradan ortaya çıktı. Yazımın dördüncü bölümünde sizlere adliye de yaşadığım olayları aktaracağım. Sanmasınlar ki yaptıkları hainlik ve ah almalar öbür tarafta çıkacak. Yaratan yaşarken o ahlarımızı çıkartacak. İlahi adalet mutlaka tecelli eder. Sevgi saygılarımla.

Bu makale 4617 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI